Siyasi
14 Şubat 2020 ( 39722 izlenme )
Reklamlar

ADNAN KAHVECİ TRAFİK KAZASI SÜSÜ VERİLMİŞ BİR SUİKASTLA ÖLDÜRÜLDÜ. YANINDAKİ EŞİ VE KIZI DA ÖLDÜ

5 Şubat 1993. 27 yıl önce. Her suikast bir öncekinden farklıdır. Bu, teşkilatın imzasıdır. Güneşin doğmasına daha epey var. Gerede’ye 12 kilometre kala, uzun boylu iki trafik polisi Kahveci ailesini “Gizli Buzlanma” bahanesiyle yan yola sevketmiş ve tabelaları takip ederlerse yine Otoban’a girebileceklerini söylemiştir. Adnan Kahveci, eşi Füsun, kızı ve küçük oğlu araçtadır. Büyük oğul ise Ankara’da kalmıştır.
Adnan Kahveci Türkiye’de “Emniyet Kemeri”


zorunluluğunu getirenlerin başındadır. Trafikteki davranışları da bu tercihi ile uygundur. 
Kırmızı renkli sedan Toyota Corolla’ları ile Ankara'dan İstanbul'a gitmektedirler. Adnan Kahveci en uygun yerde dahi 90 kilometrenin üzerine çıkmamaktadır, sefer sürati ortalama 80 kilometredir. Bolu Gerede’ye kadar genellikle yeni yapılmış otoyolda seyahat eden Kahveci ailesi 05 Şubat 1993 sabahı saat 05:48 de Bolu-Gerede yakınlarındadır. Hava soğuk ve sislidir. Çevrede yağmış olan karlar hala durmaktadır. Gerede’ye 12 Km kala, aniden ortaya çıkan uzun boylu iki trafik polisi kendilerini “Gizli Buzlanma” konusunda uyarmış, yan yola sevketmiş ve tabelaları takip ederlerse 12 kilometre sonra yine Otoban’a girebileceklerini söylemiştir.


 Adnan Kahveci, o yolun bitirilmesini km-km takip eden biridir. O sabah saat 09:00’da da yol resmen trafiğe açılacaktır. İçinden “Tören hazırlıklarını yine abartmış olmalılar” diye geçirir. Polislerin tarif ettikleri yere geldiklerinde yol işaretlerinin geçici olarak yerleştirildiklerini, ancak bir mantık silsilesi takip etmediğini fark eder. İşaretler kendilerini karşıdan geliş yönüne doğru yönlendirmektedir. Kendilerinin gitmesi gerektiği yönde de görünürde bir şey yoktur.



Adnan Kahveci, tereddüde kapılır. O sırada yolun kenarında kasasında seyyar trafik işaretleri bulunan koyu sarı bir pikap görür. Pikabın yanında bir adam fark eder. Aracını yanaştırır ve sorar: “İstanbul’a gidiş istikameti bu mu, doğru mu?”. “Evet” der adam: "Yolda ciddi buzlanma var, gidiş-geliş bu kulvardandır, diğer şeritler ve gerçek gidiş şeridinde buzlanma yoğun. Trafik de olmadığından, rahatça gidersiniz, 4 km sonra trafik işaretleri sizi tekrar gidiş istikametine aktarır..." der.


Bolu-Gerede-Çaydurt otoyoluna girerler. Aynı anda kendisinden bilgi aldıkları kişi merkeze elindeki telsizle şu mesajı geçer, “Trafik işaretleri yerleştirildi, çevrede tek tilki görüldü, az önce size doğru yöneldi” Karşıdan hiç ses gelmez, sadece üç mandal sesi işitilir. Bunun anlamı “Alındı, anlaşıldı” demektir.


 Adam elindeki telsizi kapatır ve pikabın şoför mahalline geçip karanlıkta kaybolur. Telsiz tek kullanımlıktır. Tek bir cümle ve sonra... telsize gerek yoktur. Aslında saat 04:00 itibarı ile otoyolun Ankara’ya gidiş trafiği açılmıştır. Yoğun sis içinde ilerleyen Toyota-Corolla’da sadece kızları uykudadır.


Kahvecilerin küçük oğlu da son konuşma esnasında uyanmıştır, gözleri hafif aralıktır. Füsun Kahveci, eşinin yanındadır. Kısa bir süre sonra kollarını iki yana açarak bağırır “Adnan dikkat, karşıdan…” Sözlerini tamamlayamaz. Çarpışma gerçekleşir. Karşıdan gelen araç, Toyota Corolla ile kafa kafaya çarpışmıştır, gelen aracın sürati çok yüksektir. Kaza anında küçük oğlu sol kapının açılması ile araçtan fırlamıştır, yolun kenarında yatmaktadır. Diğerleri ise yaralıdır, ancak hareket edememektedirler. Gelen-giden tek araç yoktur. Küçük oğlu yolun kenarında soğukta gelen-giden yolu gözlemektedir. Zaman zaman da gözleri kapanmaktadır. O sırada karşıdan dev damperli bir kamyon gelir, Astaldi Firması’na aittir. Kamyon kaza yerinin yanında durur.


İçinden uzun boylu, genç, iri yapılı, sarışın biri iner, adı Gerhardt Lehmann’dir. Toyota'ya yaklaşır. Adnan Kahveci'ye bakar. Ölümcül yara almıştır. Boynuna parmaklarını koyar, nabız yoktur.
- Bize gerek kalmadı, bu araç gerekeni yapmış, dedikten sonra aracın etrafında dikkatlice dolaşır, elindeki küçük el feneri ile bir şeyler aramaktadır. Sonunda bagajı oradan bulduğu bir levye ile açar ve Adnan Kahveci’nin kahverengi evrak çantasını bulur, yanına alır ve kamyona biner, uzaklaşır.


Kazanın üzerinden yaklaşık 21 dakika geçmiştir ki, yanlarından toplam dokuz-on araç geçmesine rağmen kimse durmamaktadır. Bazıları yoldaki enkaz parçalarına çarpmakta, buna rağmen durmamaktadırlar. Karşı taraftan gelen bir kamyon kaza yerini görür ve durur, şoförü aşağıya iner. Araçların etrafında dolaşır ve aracın yanına yaklaşmış 10 yaşlarında bir erkek çocuk görür. Yanına yaklaşır;
Çocuk "Kaza yaptık, bize yardım gönder, babam Adnan Kahveci, eski maliye bakanı ben de oğluyum..." der…


Kamyoncu, çocuğa ilk yardım bile yapmadan kamyonuna biner ve yol kenarındaki en yakın telefona ulaşmak için gaza basar.Türkiye’de kazadan hiç kimsenin henüz haberi yoktur ancak Ankara’da olaydan tam 35 dakika sonra bağlı bulunduğu başkente bir kripto gönderen Büyükelçi, mutluluktan adeta uçmaktadır. Kripto da “Tilki öldü, yuvasındaki yavruları dağıtılabilir” Yazmaktadır. Bu kriptodan sonra üç büyükelçilik daha birbiri ardına kriptoları başkentlerine gönderirler, içerik hemen hemen aynıdır…
Aynı saatlerde Roma yakınındaki Ostia kasabasında birleşik görev gücü bir operasyon yapmaktadır. Türkiye’ye getirilecek bilgisayar virüs yazılımcısı bilim insanları teker teker özel araçlarına yerleştirilmekte ve meçhule doğru götürülmektedirler. Tam o sırada Serge’ye SİSMİ’nin başkanından bir mesaj gönderilir. “Dostunu öldürdüler, villadaki bilim adamlarını paketlediler. Sessiz ve sakin ol” Bu mesaj Serge’ye evinde ulaştığında TSİ saat 06:54’tür.

Adnan Kahveci'nin ölümü Turgut ÖZAL’a ABD’de iletilir, olayın üzerinden 5,5 saat geçtikten sonra. Turgut ÖZAL’ın ilk tepkisi şu olur: “Bunun gerisi de gelir. Sıra bende”. Turgut ÖZAL, Devlet Denetleme Kurulu’na ilk talimatı ABD’den verir. “Olayı bütün yönleri ile araştırın, her şeyi didik didik edin.” Ancak… İşte o kadar, ancak… O dönemde Devlet Denetleme Kurulu’nda bulunan ve şirketin elemanı olan şahsiyet herkesin gözünden kaçmıştır.Turgut Özal Türkiye’ye dönmesinden bir gün önce Adnan Kahveci ile eşi Füsun ve kızları toprağa verilmiştir bile…

Kaynak: Mucadelebirligi / 10 Şubat 2013

Not: Adnan Kahveci'nin otomobiliyle çarpışan otomobilin sürücüsü 24 yaşındaki Murat Demir de yaşamını kaybetmiştir. Adnan Kahveci'nin ailesi, Demir'in ailesine 30 milyar liralık tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Tazminattan dolayı Kahveci'nin oğullarına haciz gelecek ancak dostları haczi kaldıracaktır. Özellikle Denizlili işadamları ve birkaç kişi haczi kaldırmak için çalışacak ancak yine de Bozkurt Kahveci'nin cebinden 2 bin 500 lira çıkacaktır...

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Muharrem İnce'den Kılıçdaroğlu'na sert sözler Hz. Ömer” diyordunuz, değil mi? "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyenlere, "İt sürüleri" diye hakaret eden pkklılarla miting yapmak Bu daha iyi günleriniz!