Gündem
07 Şubat 2020 ( 5181 izlenme )
Reklamlar

Al işte, bir sapıklık daha!

Günlerdir İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Yeşim Meltem Şişli isimli kadının, İSMEK'te çalışan başörtülü kadınlara yönelik hakaretlerini konuşuyoruz.

Meltem Şişli'nin 15 kadın bölge sorumlusuna "Bekâr olanları itfaiyecilerle buluşturalım" dediği söyleniyor.

Yani "Kadın" diye tanımladığımız bu ucube varlık, karşısına dizdiği kadınlara, "Siz yıllardır bekâr olduğunuz için ateşiniz başınıza vurmuştur. Bari sizi götürelim de itfaiyeciler ateşinizi söndürsün" demeye getiriyor.

Sonra ben, "Sapıkları, tecavüzcüleri ve tacizcileri başka yerde aramayın. Sapıklar da sapkınlar da sizin içinizde" deyince de çıldırıyorlar.

Haksız mıyım kardeşim?

"En iyisi bu" diyerek seçip İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı yaptığınız kadının söylemleri sapıklıkta nirvana değil de nedir?

Önceki gün kendi içinde yaşanan sapıklıkların, tecavüzlerin ve tacizlerin listesini açıkladım diye deliye döndüler. 

Küfürler, hakaretler havalarda uçuştu.

Ama nasıl küfürler anlatamam.

Bir bakıma tacizci olduklarını, tecavüze meyilli olduklarını ve sapık zihniyetli olduklarını kendi yazdıkları küfürlü yorumlarla tescillemiş oldular. 

Bekliyordum bunu...

Seçim otobüslerinde sapkınlık içindeyken toplu hâlde basılanlardan bekliyordum bu hakaretleri. 

Kıyıda köşede değil...

Seçim otobüsünde küçük yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunanları savunan zihniyetten başka ne beklersin ki...

Deniz Baykal’ın Nesrin Baytok ile kocasının ve partililerin gözü önünde yaşadığı iğrenç ilişkiyi anlatamayınca küfredecekler tabii…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sapık akrabasını nasıl koruyup kolladıklarını anlatamayınca küfredecekler tabii ki…

Parti teşkilatlarında ve belediyelerinde yaşanan yüzlerce sapıkça tacizi ve istismarı anlatamayınca küfredecekler tabii ki…

Sapık zihniyeti savunanlardan başka ne bekleyebiliriz ki?

Neyse, geçelim bunları ve yazının başında bahsini ettiğim İSMEK'teki rezalete dönelim.

Gözden kaçan bir ayrıntıyı dün Fuat Uğur köşesinde dile getirdi.

Bahsini ettiğimiz mesele geçtiğimiz yıl ağustos ayında meydana gelmiş. Yani neredeyse 6 ay önce. 

Peki şimdi ortaya çıkıp şikâyetçi olan kadınlar bugüne kadar niye sesini çıkarmamış? 

Orasını ben de anlamadım.

Anlamadığım bir şey daha var.

Bu kadınlara yapılan hakaretlerin binde biri muhalif kesimden birine yapılmış olsaydı, şu anda Türkiye'de bildiğiniz kıyamet kopuyor olacaktı. Bu meseleyi yeni bir Gezi tarzı eyleme dönüştürmek için ellerinden geleni ardına koymayacaklardı.

Ama bizim kesime bakıyorsunuz.

Herkes teneşir uykusundaymış gibi sessiz. Bir iki cılız ses dışında ne milletvekillerinden ne de teşkilatlardan ses eden yok. Âdeta ağızlarını mühürlemiş gibi suskunlar.

Sanırım harekete geçmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birkaç kelam etmesini bekliyorlar!

Kızılay ve para aktarma meselesi

Başkent Doğalgaz'ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı'na para aktarması üzerine Türk Kızılay'ına haksızlık yapıldığını daha önce dile getirmiştim.

Ve demiştim ki: "Benzer şeyler Türkiye'deki bütün vakıf ve derneklerde oluyor. Kurumlar vergiden muaf olabilmek için tamamen yasal olan bu yöntemi yıllardır uyguluyor..."

CHP'liler bu mesele üzerinden kıyameti koparıyor ya. Ben de diyorum ki: "Aynı şeyi siz de yapıyorsunuz kardeşim..."

Nasıl mı?

Elimde İstanbul Esenyurt Belediyesinin Şubat Ayı Meclis Toplantısı'nın video görüntüleri var. Videoda AK Parti Grup Başkanı Gazanfer Karakaş, Kızılay'ı ve Ensar Vakfı'nı diline dolayanlara bir örnekle cevap veriyor.

Ben aradan çıkayım, Gazanfer Karakaş anlatsın:

"Geçtiğimiz aylarda ünlü bir çocuk giyim markası, Esenyurt Belediyesine bazı bağışlarda bulundu. Bu bağışları yaparken 'Benim adıma şu adreslere ulaştıracaksınız' diye de şart koştu" diyor Gazanfer Karakaş ve soruyor:

"Bugün Kızılay'ın bağış aktarımını eleştiren sizler, yani Esenyurt Belediyesi'nin CHP'li yöneticileri olarak aldığınız o bağışları, o ünlü çocuk giyim markasının gösterdiği adreslere ulaştırdınız. Şimdi siz bunu yapınca paravan iş mi yapmış oldunuz?"

Belediye Başkanı bu soruya cevap vermek yerine, "Şimdi burada firma veya kurum ismi vermeyelim" diyor iyi mi!

Neden acaba?

Bağış yapan kurumun adı Başkent Doğalgaz, bağış yapılan kurumun adı Ensar olunca ismi davul zurnayla veriliyor da CHP'li belediyeye bağış yapan firmanın ismi neden gizli tutulmaya çalışılıyor söyler misiniz?

Yoksa bazı kurumların, sizin üzerinizden size yakın bazı dernek ve vakıflara para yardımı yaptığı gerçeğinin ortaya çıkmasından mı korkuyorsunuz?

Süleymen Özışık/Türkiye Gazetesi

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

REİS'E METRODA HAKARET EDEN VATANSIZA DUYARLI BİR VATANDAŞ CEZASINI KESERSE.. Teröristbaşı Gülen: Bizi içeri atanlar cehenneme gidecek Savaş başladı mı? Öyleyse biz de eski defterleri açıp, kendi haritamızı masaya süreceğiz