Foto Galeri
18 Kasım 2017 ( 1208 izlenme )
Reklamlar

Ölmeden Evvel Ölünüz…

Geçmiş zamanın birinde aynı mahallede oturan iki adam vardı. Onların çocuklukları da o mahallede geçmişti.


 O yaşlarda çok iyi arkadaşlardı. Her şeyi beraber yapıyorlar, birbirlerinden hiç ayrılmıyorlardı.

Aradan uzun yıllar geçmişti. Bu samimi arkadaşlardan birisi babasının yolundan gidip tüccar, diğeri ise okuyup din âlimi olmuştu. Yine aynı mahallede oturuyorlardı, ama artık araları eskisi gibi değildi.

Tüccar olan, pek çok mal ve mülk edinmiş ve mahal- lenin en zengini olmuştu. Bu aşırı mal, onu şımartmış ve onun Allah’a kulluğunu unutturmuştu. Zamanla Allah’ı da inkâr eder hâle gelmişti.

Arkadaşı buna çok üzülüyor, hâ- linin düzelmesi için ona dua ediyordu. Kaç defa yanına gitmiş ve onunla sohbet etmişti. Ama nafileydi.

– Arkadaşım! Boş ver bu eski lâkırdıları. Dünyaya bir kere geliyorsun. Her şey burada yaşanıp bitecek. Başka dünya falan yok. 


Bak, çocukluk arkadaşım olmasan sana daha sert davranırdım. Bende çok büyük bir hatırın var. O yüzden bırak bu hikâyeleri, diyordu.


Bunun üzerine arkadaşı evinin yolunu tutuyor, ibadet- lerine ve ilmini artırmaya devam ediyordu.

Aradan yıllar geçti ve şimdi her iki arkadaş da ölüm döşeğindeydi. Kısa bir zaman sonra da sırayla haya- ta gözlerini yumdular. Âlim zat, omuzlar üzerinde tabut içinde mezarlığa doğru götürülüyordu.

Mezarına doğru yaklaşırken mezarının cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu görmüştü. Kendisini taşıyanlara şöyle diyordu:

– Çabuk, daha çabuk, acele edin! Beni hemen yerime ulaştırın!

Çünkü bir an önce kendisi için hazırlanan o güzel orta- ma kavuşmak istiyordu.

Kısa bir zaman sonra ise inkârcı tacir, tabutun için- de mezarlığına doğru getiriliyordu. Gözlerini bu dün- ya hayatına yumduktan sonra inkâr ettiği gerçek hayatı görmüştü. Çok pişman olmuştu, ama artık iş işten geçmişti. Kendisini taşıyanlara şöyle sesleniyordu:

– Eyvah nereye gidiyorum! Beni nereye götürüyorsu- nuz? Ben o cehennem çukuruna giremem. Hayır, beni oraya koymayın!

Ancak tüccarın sesini oradakilerin hiç biri duymuyordu. Nitekim bir hadislerinde Allah Rasûlü şöyle buyuruyordu: “Onun çığlıklarını her şey işitir ancak insan hariç. İnsan bu çığlığı ve feryadı işitseydi dengesini kaybeder ve kendine gelemezdi.”

Artık onlar gerçek dünyaya göçmüşlerdi. O dünyada herkes, burada yaptığının karşılığını bulacaktı.


 Ne mutlu, bu dünyayı bir imtihan dünyası olarak görüp ona göre ha- reket ederek cenneti kazanan insanlara!

 

Kıssadan Hisse

1. İnsan bu dünyada bir yolcudur. Bu yolculuk, ruhlar âleminden başlayan, oradan anne rahmine, dünyaya, ço- cukluk dönemine, gençlik çağına, yaşlılığa, kabre ve derken cennet veya cehenneme kadar devam eden bir yolculuktur. Ama acaba insan, bu yolculuğunun ne derece farkındadır? Aslında o, daima kendini bir yolcu gibi görse, yürüyüşünü zor- laştırmaktan başka bir işe yaramayacak olan dünyanın çeşitli güzelliklerine takılıp sendelemeden yürüyüp gidecektir.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Peygamber Efendimiz (s.a.v) dilinden Dünya Saltanatından Yüz Çeviren Âlim: İmam Gazzalî Eğri minareli camii Firavun’un Bozulmamış Bedeni