Ana Sayfa
20 Nisan 2022 ( 4465 izlenme )
Reklamlar

Bu hikayeyi dinleyince '' Vaybe'' diyeceksiniz

Gencecik bir adam. Adı Serdar Özyurt. Diğer Türk cumhuriyetlerinde yadırganmayacak Orta Asya yüz çizgileri onun kaderinin çizgileri miydi bilinmez ama belki de bu yüzden genç yaşında öngöremediği bir yoldan o uzak ülkelere gitti.

Çok acayip bir hikâye bu...

Serdar Özyurt’un yolu 2002 yılında Hatay Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra iyi bir üniversiteye girebilme hayaliyle “Cemaatçilerin” dershanesine düştü. Fakat kafası başka türlü çalışıyordu. İyi bir puan tutturamadı. Yine de parlak zekâsı oradan “birileri”nin dikkatini çekmiş olmalıydı ki onu Moğolistan’daki cemaat okullarından birine belletmen olarak gönderdiler.
Lâkin “Cemaat disiplini, şartsız itaat, biat, tuhaf ritüeller” ele avuca sığmayan kişiliğiyle ters düşüyordu. Bir yıl ancak dayanabildi. Kendisine bir şirket kurdu. O süre içinde TİKA’nın oradaki Genel Direktörüyle tanışabilme fırsatı bulup takdirini kazandığı için onlardan ihale alarak iş yapmaya başladı. Fetullahçılar okuldan ayrıldığı için ona çok kızdılar ama yapacakları pek fazla şey yoktu.

Şimdilik tabii…

Hayat ileride ona neler gösterecekti, o sıralarda bilmiyordu.

İşi Moğolistan ve Kırgızistan devletlerinin TİKA’dan istediği yardımların alımlarını yapmak ve teslimatlarını sağlamaktı. Girişimciliği ve iyi ilişkiler kurabilmesindeki beceriklilik pek çok kişiyle tanışmasını sağladı. Onlardan biri de dönemin Savunma Bakanı 1. Yardımcısı General Marat Kenzhisariev’di. Ancak Serdar Özyurt babasının vefatı nedeniyle 2010’da Türkiye’ye döndü. Çeşitli araştırmalar yaptı ve iş imkânlarının peşinde koştu. Sonra 2014’te Kırgızistan’dan gelen bir telefonla her şey değişti. İyi bir ilişki kurduğu Marat Kenzhisariev Genelkurmay Başkan Yardımcısı olmuştu. Onu çağırıyordu.

Bişkek’e vardığında Kenzhisariev’in teklifini öğrendi. SSCB döneminden kalma, hayli hantal, neredeyse hurdaya çıkarılmak üzere olan 15 dönümlük arazi içinde kurulu silah mühimmat fabrikasını modernize edip üretime geçmesi karşılığı ona 10 yıllığına parasız kiralamayı öneriyordu. Kabul etti. Bu arada para da kazanmalıydı ve tam o sırada Suudi Arabistan öncülüğünde İslam ülkelerinin kurmayı planladıkları İslam Ordusu’na 30 bin uzun menzilli silah alımı ihalesine katıldı ve kazandı. Bedeli 12 milyon dolardı.

Bu arada Kenzhisariev de Kırgızistan Savunma İşleri Devlet Komitesi Başkanlığı’na (Savunma Bakanlığı) atanmıştı. İşler hızla ilerliyordu. Suudi yetkililer silahların depolandığı Polonya’ya giderek uzmanlarına silahları test ettirdiler, onayladılar ve 12 milyon doları Serdar Özyurt’a havale ettiler. Serdar Özyurt daha güvende olurum diye Türkiye’de batmış olan Demirbank’ın uluslararası şubelerinden biri olan Bişkek’teki bankada hesap açtırmıştı.

Paranın gönderildiği haberini alınca bankaya gitti. Genel Müdür Şevki Sarılar adlı biriydi. Şevki Sarılar pat diye “Bu parayı size ödemem. Silah kaçakçılığı için kullanılıyor” dedi. Kulaklarına inanamadı. Koskoca devlet, size Riyad’dan para gönderiyor, JP Morgan ve Deutsche Bank aracılığıyla geliyor ve bu paranın “terörün finansmanı”nda kullanılacağı iddiasıyla karşılaşıyorsunuz. Serdar Özyurt baştan sona süreci anlattı ama Şevki Sarılar tınmadı bile. “Ne yaparsanız yapın ödemiyorum” dedi ve çıktı işin içinden.

Nereden bilsin Demirbank durağından itibaren Fetullahçıların intikam yemeğini soğuk yemeye başladıklarını. Aradan 10 yıl geçmiş ama unutulmamış “hainliği!” demek ki. Yıllar sonra eline ulaştırılan bir ByLock yazışmasında parayı almaya gittiği günün tarihinde Şevki Sarılar’ın bilinmeyen bir numaraya kendisi hakkında bilgi sorduğunu okudu. Bilinmeyen numara Şevki sarılara kendisinin bir “hain” olduğunu yazmıştı.

Ama talihsizliğe bakın ki Şevki Sarılar’ın niyetinden habersiz safça onu ikna etmeye çalıştı uzun süre. Marat Kenzhisariev bile devreye girdi. İş Suudi elçisini bankaya götürmeye kadar vardı. Suudi elçisi heybetli gövdesiyle içeriye girer girmez Şevki Sarılar’a “Sen bizim devletimize terör devleti mi demek istiyorsun, bunun hesabını sorarız size” diye kükredi. İlk kez orada korktu Şevki Sarılar ama yılmadı. Serdar Özyurt’a büyükelçilikten “temiz” olduğuna dair bir istihbarat raporu getirmesini istedi. Büyükelçi Metin Kılıç ise onunla görüşürken kucağındaki kedisini ağır ağır okşayarak “İstihbarat raporlarını bekleyeceksiniz” dedi. Serdar Özyurt “Sayın Büyükelçim, yapmayın, birinci kâtibinize söyleseniz on dakika sonra benim tüm sicilim masanızda olur” dediyse de dinlemedi Kılıç, kedisini okşamaya devam etti.

Serdar Özyurt HAKİKATİ mühimmat fabrikası arazisi ile ilgili kendisiyle görüşmek isteyen Orhan İnandı ile tanışınca idrak etti. FETÖ’nün Kırgızistan’daki 26 adet okulunun bağlı olduğu Sebat Eğitim Kurumları’nın sorumlusu olan Orhan İnandı önce mühimmat fabrikasının yanındaki boş arazide okul yapacaklarını söyleyip oradaki hurdalığı kaldırmasını istedi. Ardından da “Sizin Demirbank’ta bir banka havalesi sorununuz varmış. Ben onu çözerim, Şevki Sarılar bizim kardeşimizdir” dedi. Serdar Özyurt Sebat’ın FETÖ kuruluşu olduğunu tabii ki biliyordu ama Şevki Sarılar’ın da örgütten olduğunu orada anladı ve başından aşağı kaynar sular döküldü. Geçen yıl MİT tarafından paketlenerek Türkiye’ye getirilen Orhan İnandı aynı zamanda FETÖ’nün Kırgızistan imamıydı. Astığı astık, kestiği kestikti. Sanki Kırgızistan’ı o yönetiyordu. Orhan İnandı’ya cevap vermedi çünkü bir planı vardı. Suudi yetkilileri arayarak parayı geri çekmelerini ve Türkiye’de açtırttığı bir hesaba göndermelerini istedi. Kabul ettiler ve parayı gerçekten çekmeyi başardılar. Rahatlamıştı Serdar Özyurt ama ertesi güne kadar.

O gün ofisine Osman adlı biri geldi. Orhan İnandı tarafından gönderilmişti ve bir teklifi vardı kendisine.

1Silah ticaretini bırak, sivil işlerle uğraş.

2Mühimmat fabrikasından vazgeç.

3Kurumlarımıza 4 milyon lira para yardımı yap.

4Tüm bunların karşılığında sana kırmızı diplomatik pasaport, vatandaşlık ve devletten özel imtiyaz sağlayacağız.

Bu teklif ve arsızlık haddi aşan damlaydı. Serdar Özyurt adamı yumruklayarak merdivenlerden aşağıya gönderdi.

Ama bitmeyecekti. Onun da bir cezası vardı.

2015’ın Kasım ayında ikisi Rus 12 istihbaratçı ofisini bastı. Kırgızistan Savunma Bakanlığı'nın lisansına el koyduğuna dair bir yazı getirdiler. Bir hücreye götürüldü, şiddet gördü ve “DEAŞ’la mı çalışıyorsun” tarzında garip sorularla karşılaştı.

Serbest bırakıldığında kendisini kapıda Kenzhisariev’in makam aracı bekliyordu. Bakan kendisine artık Kırgızistan’da kalamayacağını, kendi durumunun da tehlikeye girebileceğini, uçak biletinin hazır olduğunu ve Türkiye’ye dönmesi gerektiğini söyledi.

Bu hikâye burada bitmedi doğal olarak.

Dedim ya girişimci, parlak zekâlı genç bir adam Serdar Özyurt. Şimdi ziyaret ederek bizzat gördüğüm Silivri’de kurduğu silah fabrikasında çeşitli uzun menzilli silahların seri üretimi için gün sayıyor. Atış poligonunda da bu silahların testleri yapılmakta.

Türkiye’nin ilk kez AK tabanlı 7.62x39 kalibre piyade tüfeğini, yani Kalaşnikof silahını ürettiler. O kadar değil. İki yıl içinde tamamen yerli ve millî iki keskin nişancı, iki 5:56x45 piyade tüfeği, 7.62x39 AK tabanlı piyade tüfeği ve bir adet de 9:19 tabanca olmak üzere yedi adet silah üretecekler.

Cumhurbaşkanı için özel olarak tasarlayıp ürettiği altın kaplama AK tabanlı 7.62x39 kalibre piyade tüfeğini ise kendisine takdim edebileceği günü bekliyor. Üzerinde Cumhurbaşkanı’nın imzası ve Cumhurbaşkanlığı forsu işlenmiş olarak.Bu arada Karabağ savaşında Azerbaycan’a gönderdiği silahlar için kendisine verilen teşekkür belgesini de gururla gösteriyor.Serdar Özyurt önümüzdeki aylarda Memleketi Hatay’da 94 dönümlük arazide yapacağı ve 1000 işçinin çalışacağı mühimmat fabrikasına da başlamak üzere..

Fuat Uğur/Türkiye..







Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Derin bağlantılar...“Durun, siz kardeşsiniz!” Libya Başbakanı Türkiye dönüşü bakın ne yaptı! Hafter'i çıldırtacak görüntüler Terörist aşığı Alman vekillere tokat gibi PKK cevabı! ARAPLARIN HAZIRLADIĞI DARBE KLİBİ PAYLAŞIM REKORU KIRIYOR !İZLE PAYLAŞŞ